MENÜ
$Alış 3.5000Satış 3.5063
Alış 3.9100Satış 3.9170
£Alış 4.4472Satış 4.4704
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Yükleniyor
İmsâk00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

Hz.Peygamberimiz(s)’in kedileri çok sevdiği ve kedi beslediği meşhurdur

7475 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Hz.Peygamberimiz(s)’in kedileri çok sevdiği ve kedi beslediği meşhurdur

İslamiyet’te kediler “temizlik” ile simgelenmiş ve saygın bir yer edinmiştir. Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin ezilmemesi için başına bir nöbetçi dikip orduyu o kedinin etrafından dolaştırmıştır. Seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza (izzet veren,şereflendiren) koymuştur. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza’nın soyundan geldiği kabul edilir. Peygamberimizin vefatından sonra kediye sahip çıkılmış, onun soyundan gelen kediler korunmuştur.

Hatta rivayet edilir ki, Yavuz Sultan Selim Mısır’ın fethi sonrası Kutsal Emanetleri İstanbul’a getirirken Müezza’nın soyundan gelen kedileri de getirmiş ve onları saraya ve belli başlı tekkelere bırakmıştır.

Hz.Peygamberimiz kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Peygamberimizin giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Peygamberimiz, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Hz. Muhammed(s), kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe’den Ebu Nuaym “Ya Resulallah o sudan kedi içti” deyince, Peygamberimiz “Onlar en temiz ağıza sahiptirler.” buyurmuş ve abdest almıştır.

Kedi Babası

Abdurrahman bin Sahr adlı bir sahabe sokakta kalmış kedileri götürür onları yedirir severmiş. Sahabelerden biri bir gün Peygamberimize şikayet etmiş:”Pis kedileri toplayıp kulübesinde bakıyor!”  O anda bir şey söylememiş. Peygamberimiz Ebu Hureyre’yi daha sonra sokakta görmüş, bu zât bir kedi yavrusu bulmuş, sahabenin söylediğini kendisi de bildiği için Peygamberimiz bir şey söyler diye, kediyi hemen hırkasının içine saklamış. Peygamberimiz kendisine, hırkanın altında ne sakladın demiş. Hırkayı açmış küçük bir kedi yavrusu. Peygamberimiz yavruyu sevmiş, okşamış, ve o zâta: “Ebu Hureyre utanma, öğün. Sen kedi babasısın.” demiş.O günden sonra Abdurrahman bin Sahr’a artık Peygamber Efendimiz (s)’in hitap ettiği gibi “Ebu Hureyre (Kedi babası)” hitap edilir . (Buhari: 5, 811).

Bir gün bir sohbet esnasında Resûlullah Efendimiz yanındakilere:”Hubbül hırratı minel iman”  (Kediyi sevmek imandandır) buyurmuş. “Niçin?” diye sormuşlar. “Ebu Hureyre bilir” demiş başka bir şey söylememiştir.Kendisi de bir kedi dostu olan ve Peygamberimizin hadislerini aktaran Ebu Hureyre, Hz. Muhammed(s)’in kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler. Hatta Ebu Hureyre’nin aktardığı hadislerde “kedisini kapatıp aç bırakan bir kadının cehennemde çektiği cezadan.” bahsedilir.

Kediler neden sırt üstü yere düşmez

Kediler Sırt üstü düşmez!!

Bir gün namaz kılarken bir yılan Hz. Muhammed(s)’e arkasından yaklaşmış ve Hz. Muhammed(s)’i sokmaya kalkışmış. İşte tam o sıra oralardan geçen bir adam kedisini yılanın üzerine salmış.Ve bilindiği üzere yılanın amansız düşmanı olan kedi, yılanı boğmuş. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed(s) kedinin sırtını okşamış. O günden beridir de kediler sırt üstü yere düşmezlermiş.

Kediler Nankör müdür?

Kuran-ı Kerim’de birçok ayette canlı cansız her şeyin Allah’ı zikrettiği anlatılmaktadır.

“Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O’nu tesbih ederler. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm’dir, çok bağışlayandır.” (İsrâ, 17/44).

Bediüzzaman Said-i Nursi gibi bazı alimler kedilerin çıkardığı mırmırların “Ya (Er) Rahim, Ya (Er) Rahim” şeklinde bir dua olduğunu, kedilerin bu şekilde şükredip, zikrettiklerini söylemektedirler.

Rivayet odur ki, köpekler rızkın sahibinin elinden geldiğini düşünür ve bu yüzden çok sadıktır, kediler ise rızkın Allah’tan geldiğini bilerek sahibine -bazen nankörlük diyebileceğimiz- şekilde davranırmış.

Tarihte Kediler

Çıkış yeri Habeşistan olan kedi, bilinen kayıtlara göre ilk defa M.Ö 2200-3000 yıllarında Eski Mısırlılarca evcilleştirilmiştir. Habeşistan bölgesinin fethinin ardından Mısır’a getirilen kediler burada çok sevilmiş hatta kutsal sayılmıştır. O kadar ki bu dönemde aşk, musiki ve güzellik ilahlarını temsil ettiklerinden öldürülmeleri yasaklanmış, kaza ile dahi olsa öldürenler idamla cezalandırılmıştır. Zamanla Eski Mısır Dini’nin bir öğesi haline gelen kedilerin ölümleri için matem tutulmuş ve bunun bir göstergesi olmak üzere sahipleri kendi kaşlarını tıraş etmişlerdir. Ölü kedilerin cesetleri mumyalanmış, güzel kokular sürülmüş, cevizden yapılmış sandıklara konarak özel mezarlara gömülmüştür. Eski Mısırlıların kedilere olan bu hürmetini bilen Pers İmparatoru Kambiz, M.Ö 525 yıllında Mısır üzerine yaptığı sefer sırasında Feluse şehrini zapt etmek için ordusunun önüne büyük bir kedi sürüsü koymuş, bunun üzerine Mısırlılar da şehri savaşmadan kendisine teslim etmişlerdi.

Tarihte kediler

Zamanla Suriye, Arabistan ve Avrupa’ya yayılan kediler, her gittikleri yerde Mısır’daki kadar hoş karşılanmamışlardır. Özellikle Avrupa’da en fazla zulüm gören hayvanlar kediler olmuş, Eski Germen kavimlerinde fuhuş ve özgürlüğün sembolü olarak kabul edilmişlerdir. Papa III. Innocent’in danışmanlarından Saint-Dominique, şeytanı siyah kedi şeklinde tasvir edip uğursuzluk ve musibet sembolü yapınca bu görüş birçok yere yayılmıştır. Bu tarihten sonra özellikle Ortaçağ boyunca şeytanla birlikte anılan kediler, hükümet ve kilise mensuplarının da katılımıyla düzenlenen resmi törenlerde kafes, sepet ve kazıklara geçirilerek yakılmıştır. Bu cümleden olarak 17. Yüzyılın ortalarına değin Metz ve Paris şehirlerinde Saint Jeane Bayramı’nda kedi yakma törenleri gerçekleştirilmiştir.

Yorum Yaz